

BÜTÜN’ü ANLAMAK
ve
MESİH
Varlık, yaşam/ deneyim/ gelişim sürecinde, değişik biçimlerde boyutsal serüvenini sürdürdükten sonra bu zamana ve bu güne ulaşmıştır. Bu varlığın 3 boyut insanı olarak deneyimlediği en kritik ve zor, bir paradoks gibi görünse de fark ederek, anlayarak yaşadığında, izleyip, deneyimleyeceğini, ruhsal kazancına değişmez değerler olarak katacağı en muhteşem zamandır. Başta zaman olmak üzere Dünya’nın ve insanlığın tüm oluşum değerleri en küçük noktasına kadar büyük bir değişim içindedir. Bu değişim bazen gösterilerinde acı sahnelere yer verse de Esas’ın varlığını sürdürebilmesi için olması gerekendir ve geçiş tamamlanıncaya kadar da olmaya devam edecektir elbette. İnsan bu değişimin odak noktasındadır. Yaşadıkları, yaşanmasına yer açtıkları, bilincinde olmasa da izin verdikleridir. Bu nedenle insan yaratıcısına olduğu kadar, insanlığa yol gösterip yön veren İlahi sistemlere, buna aracılık eden nebilerine, peygamberlerine, dünyanın her yerinde bulunan isimli/isimsiz, sıfatlı/sıfatsız öğreticilere ve tüm insanlığa karşıda sorumluluk içindedir. Çünkü o varedildiğinden beri hiçbir zaman yalnız bırakılmamıştır. Korunup gözetilmiş, bilgilendirilip geliştirilmiş, akıl dediğimiz şuur hizmetkârıyla zenginleştirilmiş ve gönül dediğimiz “Mutlak Ruh” bağlantısına açık kanallarıyla taçlandırılmıştır. Kendisine yapılan hizmet, kendisinin de O’nun varettiklerine yapacağı hizmettir. Evrende hiçbir şey karşılıksız değildir. Aldığınız her değer için vereceklerinize borçlusunuzdur. Bunu çoğunluğun bilinciyle kabul etmek zor olsa da, üst bilinçle aydınlanmış ve ruhsal bağlantısını geliştirmiş olan varlıklar için yaşadıkları hal olduğundan, bulunuşlarının gelişmişlik olduğu akıllarına bile gelmez. Halleri nefesleri gibidir.
Yaratılışında böylesine inanılmaz armağanlarla donatılan insan elbette yaratıcısına olan borcunu O’nun istediği yönde ödeyecektir. İlahi Alem, Ruhsal Alem dediğimiz üst boyuttan gelen, dinsel, ruhsal, bazen de o sistemleri kabul etmeyip doğa yasaları olarak adlandırdığımız bilgiler, içlerinde barındırdıkları çeşitli öz bilgilerle, gerçekte Tek Bir yer’in insanlığa ulaştırdığı gelişim bilgileridir. Esasta hepsi birdir, bir düzen içindedirler, farklılıklar O Büyük Esas’ın insanlığa akseden çeşitliliğinin bilgileri arasında bağlantı yapamayan insan yorumlarından meydana gelmiştir ve bu gün yaşanan karmaşa da bunun sonucudur. İlahi Âlem insanlığın düşünce yoğunluğunu sınırlayıp, bilgileri daha iyi anlayabilmesi için, ilettiği bilgilere çeşitli adlar vermiş ve o değerlerin daha iyi anlaşılmasını sağlamaya çalışmıştır. Anlayış geliştikçe ad ihtiyacı azalır. Birlik, ya da tekliğin ne olduğu daha iyi anlaşılır
İnsan zekâsı Yüksek Bilgilerin tümünü kavrayacak kapasitede değildir. Bu nedenle de ulaştığı her noktanın sonu yeni anlayışlara açıktır. Bu bildiğini zannettiği her şey için geçerlidir. Bildiğinin üzerinde yeniden düşünmeye başladığında daha farklı şeyler de hissedip yeni şeyler düşünecektir ve bu seyir birbirini takip ederek O’nca bilinen zamana kadar devam edip gidecektir her basamakta Bütün, ya da Tek’lik ve onun işleyiş yasaları daha iyi anlaşılarak.
Bu yazıda, bu günkü anlayışımızla ve bu anlayışın her an değişebileceğini düşünerek “Mesih” kavramına da kısaca değinmek istiyorum.
Tüm dinlerde geçen bu kavram nedense İsa ile özleştirilmiş ve böylece bir kişiye ve bir öğretiye maledilmek istenmiştir yaygın ifadelerle. Bunun ardında yatan tabii ki takipçilerinin hükmetme duygusudur. Mesih İsa dünyaya yeniden gelecek ve insanlığı kurtaracaktır; Tıpkı geçmişte olduğu gibi kendini feda ederek insanlığı kurtardığı gibi. Bu saptırılmış bilgiler insanlığı bu gün de etkilemekte ve insanlar kendilerini kurtaracak bedenli bir Mesih beklemektedirler. Pek çok insan da kendini Mesih olarak görmeye heveslidir. Oysaki Mesih ifadesi, Tek Bir Güç’ün insanlar tarafından anlaşılabilmesi için bir nebzesinin sembolleştirilmiş şeklidir. O güç dünyaya zaten bir zamandır gelerek uyuyanları uyandırmaya çalışmaktadır. O kalpleri açtıkça, bilinçte yükselttikçe, sadece bir kurtarıcı değil, yüzlerce, binlerce kurtarıcı yaratacaktır. Tek Mesih bekleyenler, değişim ve gelişimden kaçarak, kurtulmanın kolay yolunu seçenlerdir. Mesih bilgilenmek, düşünmek, birleştirmek, değişmek için çaba göstermeyenlerde elbet ki kurtarıcı rolünü oynayamayacaktır. O kendine yer açanlara akacaktır tüm görkemiyle.
Tek bir cümleyle ifade edebiliriz ki Mesih kelimesinin ardında gizlenen gerçek öylesine büyük ve çeşnilidir ki onu anlamaya çalışmak için düşünmek, birleştirilenlerle daha farklı düşünmek bu gücü anlamaya insanı biraz daha yaklaştırır.
Mesih bir insan değil, binlerce insan olacaktır insanlığa zor günlerinde hizmet yönünde. O nedenle hiç kimse tek bir kurtarıcı beklemesin.
Aysel Ongun 20 Ekim 2011
