

HAYAL BOYUTU
Pek çok insana göre gereksiz, saçma, boşa zaman harcama gibi tanımlamalarla ifade edilen hayal dünyası gerçekte nasıl bir dünyadır hiç düşündünüz mü? İnsanın yaratılış programında kullanıma açık kılınan bu düşsellik boyutu acaba onun gelişimine nasıl bir katkıda bulunmadadır ki, izin verilmiştir kullanılmasına. Esriklik midir, yoksa insana O’nca verilen tüm değerlerin çarpıtılarak kullanılması gibi, kullanılırken değerinden çok şey kaybederek, sıradan insanın zihninde ve duygularında ışıltısını yitirmiş, değersizleşmiş, küçümsenmiş, hatta hastalık olarak tanımlanabilecek seviyelere mi inmiştir!
Hayata mantığıyla bakmaya özen gösteren, genelde düz mantığı kullanan, bu özellikleriyle övünen insanların bile yüzleşmekten korktukları ya da hayal olduğunun farkında bile olmadıkları hayalleri her zaman olmuş ve olacaktır da. “Ben gerçekciyim boş hayallerle uğraşamam ya da hiç hayal kurmam” diyenlerin düşüncelerindeki ve yaşamlarındaki katı bireysel gerçeklik, bir anlamda içselliklerindeki düşük seviyeli birikimlerden, gerçekleştiremedikleri hayallerinden kaynaklanmaktadır, kendilerince bir korunma ve savunma mekanizmasını işleterek. Kişinin gerçek hayalin ne olduğu hakkında bilgisi, hissedişi, ya da sağlıklı bir duygusal yapısı olsa, hayali bu seviyeden gören ya da yaşayan anlayış içinde olamaz. Hayal, varlıksal ihtiyacın geleceğe yönelik düşüncede anlam bulduğu safhadır. Varlığın gelişmişlik seviyesi ve o seviyedeki deneyim/ değişim/ gelişim ihtiyacı neyse, hayalleri de o yönde gelişir, düşünceleri, yaşama bakışı, çalışmaları o yöndedir ve bu onun geleceğini yaratır. Onun için her varlığın hayali ve ona giydirdiği güç farklıdır. İnsanın bıkmadan usanmadan tekrar hatırlattığımız bilinçlenmesi gereği bunun için çok önemlidir. Hayalde duyguların da en az bilinç kadar yeri vardır. Duygu gelişimi bilinçle aynı seviyede gelişmişlik gösteremezse hayal olgusuna bakış ya katılaşır ya da esrikleşir.
İnsanlar bir akış bütünlüğünün dünyasal gösteri sahnesindeki oyuncuları olduklarını anlayıp, oyunun gerçek temasının birbirinin ihtiyacını tamamlayıp birleşik bütünlüğü sağlamak olduğunu anladıklarında, göreceklerdir ki tüm dünyasal varoluşlar bağlıdırlar birbirlerine. Biri olmazsa diğeri de olamaz. Bu gün hiçbir şeye yaramadıkları düşünülen her şey, varoluşta asla gereksiz değildir. Değerinin ve özelliğinin bilinmezliği insanın cehaletindendir. Burada anlatılmak istenen hayalin bireysel tatmin yönünde kurulması değil, bütüne hizmet yönünde zenginleşmesidir. İnsanların bu gün yönlendirilmeye çalışıldığı sistem ne yazık ki bütünselliğe değil, kişiselliğedir. Sistemin temelinde insanın önce kendisi için istemesi, onun hayalini kurması yatar. Güzel mi olmak istiyorsunuz, aynanın karşısına geçip ne kadar güzel olduğunuzu hayal edin övgüler düzün hani olumlama diye betimlenir ya. Sağlıklımı olmak istiyorsunuz, bedeninizin şifayla dolduğunu düşünün, şifa enerjsini tüm hücrelerinize yayın, çünkü beden akıllıdır gerekeni yapacaktır. Zenginmi olmak istiyorsunuz, parayı kazanmanın yollarını hayal edin ve bu uğurda birilerinin hakkının üzerine oturmak da dahil olmak üzere. Hükmetmek mi istiyorsunuz, önce paylaşmayı unutun. Ben önemliyim betimlemesinin ardında pusuya yatın. Önünüze çıkan her değeri üzerinizde biriktirmeye uğraşın. Kendinizden başka hiçbir insana önem vermeyin. Önem verecekleriniz kişisel çıkarlarınıza hizmet edenler olmalı sadece, o da ettikleri müddetçe. Diğerleri mi? Onlar gereksizdir. Onlar için her türlü olumsuz düşünceyi üretebilir, haklarında her şekilde konuşabilir, sinmeleri, bir anlamda yok olmaları için düşünebildiğiniz, ulaşabildiğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Hayallerinizdeki tek şey hükmeden gücünüzün size yaşattığı hazzı sonsuza dek yaşamaktır. Bunun için her şeyi göze alabilirsiniz. Zamanın gerçek insanlıktan sapkın eğitimi, kişisel gelişim cazibesinin ardında bunu yaratmadadır. Hükmetmeyi. Hayaller bunun için kurulur, duygu ve vicdan yoksunluğunda. Çocuklar bu hayallerle beslenir, iş hayatları onunla devam eder. İnsanın insana muhtaç olduğu unutulur, “ben” olabildiğince ortaya çıkar. Bu sahneleri dost bildiğiniz insanlar arasında bile izleyebilirsiniz. Size dost görünenler ardınızdan söylemediklerini bırakmazlar. Çünkü hayallerinde sizin sahip olduklarınıza sahip olma vardır.
Oysa ki,
Hayaller hizmet duygusu altında, hükmetmekten vazgeçerek ki, bu ego terbiyesiyle elde edilir, her insanın bir diğer insan, insanlık ve evren için nasıl hizmet ettiğinin şükrünü yaşayarak ve her hizmete teşekkür edebilmeyi başararak kurulmalıdır. Bu üst bilinç, üst duygu ve üst bilgiyle gerçekleşecek muhteşem hayallerin başlangıcını yaşatacaktır. Asla çıkar hayalleri değildir. Tüm varoluşu kapsar ve özünde ben, benim başarım, benim hizmetim, benim fedakârlığım, benim sevgim, benim param, benim zamanım, benim, benim, benim duyguları yatmaz.
Siz çok hayırlı hayaller kurabilirsiniz. Hatta bir kısmını da gerçekleştirmiş olabilirsiniz ama bilin ki sizin seviyenize yükselememiş pek çok insan bu hayalleri yıkmak için elinden gelen her şeyi yapar. Hatta aynı amaca hizmet edecek yolda olsanız bile. Bunlar yaşanmışlıklardır. Üzülmeyin, gün gelir devran döner ve bir de bakarsınız ki ektiğiniz tohumlar filiz vermeye başlamış, zihin biraz daha gönle açılmıştır. Yapmak istediklerinizi yapmak isteyenler ortaya çıkmıştır zaman evveli sizi çok üzmüş olsalar da. Yine de hayallerinize devam edin. İnsanlığın, doğanın size değil, hayallerinizde gerçeklik bulan yerine ihtiyacı var aracılar farklı olsa da.
Aysel Ongun 24 Kasım 2011
